Küresel Gerilimde Yeni Perde: Grönland Üzerinden Rusya’dan AB’ye Sert Uyarı ve Trump’ın Gümrük Tehdidi
Kuzey Kutup Dairesi’ndeki jeopolitik rekabet, beklenmedik bir diplomatik krize dönüştü. Rusya Ulusal Varlık Fonu Başkanı ve aynı zamanda Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Yatırım ve Ekonomik Kooperasyon özel temsilcisi olan Kirill Dmitriev, Avrupa Birliği’ni hedef alan son derece sert ve sembolik bir açıklamayla uluslararası arenada şok etkisi yarattı. Dmitriev, bazı AB ülkelerinin Grönland’a asker gönderme kararını “tehlikeli bir oyun” olarak nitelendirerek, bu askerlerin derhal geri çekilmesi çağrısında bulundu.
Bu diplomatik restleşmenin arka planında, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Truth Social platformundan yaptığı ve sekiz Avrupa ülkesini hedef alan gümrük vergisi tehdidi yatıyor. Trump, Grönland ile bağlantılı “ulusal güvenlik endişelerini” gerekçe göstererek, 1 Şubat’tan itibaren Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, İngiltere, Hollanda ve Finlandiya’dan yapılan ithalata %10 oranında yeni gümrük vergisi uygulanacağını duyurmuştu. Daha da çarpıcı olan, bu oranın 1 Haziran 2024 tarihinde %25’e yükselecek olmasıydı. Washington’dan gelen bu ekonomik hamle, Atlantik’in diğer yakasında derin bir endişe ve tepkiyle karşılanmıştı.
İşte tam da bu gerilimli ortamda, Rusya’nın önemli bir ekonomik ve diplomatik figürü olan Kirill Dmitriev devreye girdi. Dmitriev, mesajını doğrudan Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen‘e hitap ederek iletti. Kullandığı dil ise diplomasi kurallarını zorlayan türdendi: “Babacığınızı provoke etmeyin! Grönland’a gönderilen 13 askeri geri çekin.” Bu ifade, sadece bir uyarı değil, aynı zamanda kinayeli bir siyasi göndermeydi.
Dmitriev’in “babacık” vurgusu, tesadüfi değil. Bu tabir, geçtiğimiz yaz Hollanda Başbakanı ve NATO Genel Sekreteri adayı Mark Rutte’nin Donald Trump’a atıfta bulunarak kullandığı bir ifadeye açık bir gönderme. Rutte, Trump’ın NATO müttefiklerinden savunma harcamalarını artırmalarını istemesi üzerine, “Babacık geliyor, paranızı ödeyin” şeklinde bir espri yapmıştı. Dmitriev’in bu tabiri yeniden gündeme getirmesi, hem Trump’ın müttefikler üzerindeki baskıcı tavrını hatırlatıyor hem de Avrupa’nın bu tavra karşı gösterdiği tepkinin sembolik bir yansımasını sunuyor.
Olayın tetikleyici unsuru ise geçtiğimiz hafta yaşandı. Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge olan ve stratejik konumu, zengin doğal kaynaklarıyla küresel güçlerin ilgi odağındaki Grönland’a, sekiz Avrupa ülkesi dayanışma mesajı vermek amacıyla asker gönderdi. Bu ülkeler arasında İngiltere’nin bir subay ve Norveç’in ise iki askerle katılımı dikkat çekti. Toplamda 13 askerden oluşan bu sembolik birlik, adada planlanan askeri tatbikatlara iştirak edecek. Ancak bu hamle, hem Washington’da hem de Moskova’da beklenenden daha büyük yankı buldu.
Kirill Dmitriev, yalnızca askeri varlığı eleştirmekle kalmadı, Trump’ın gümrük tehdidini de kendi argümanına dahil etti. Yaptığı açıklamada, ABD’nin uygulamayı planladığı ek gümrük vergilerinin, “Grönland’a gönderilen her asker için yaklaşık yüzde 1” oranında olduğunu iddia ederek, Avrupa’nın bu adımının somut bir ekonomik maliyeti bulunduğunu ima etti. Bu hesap, askeri hareketliliğin ekonomik sonuçlarını doğrudan ilişkilendiren alışılmadık bir diplomatik söylem örneği oluşturdu.
Dmitriev’in bu çıkışının ağırlığı, sadece Rusya Ulusal Varlık Fonu Başkanı olmasından kaynaklanmıyor. Kendisi aynı zamanda Ukrayna ile yürütülen müzakerelerde Rusya adına ABD’li yetkililerle görüşen kilit isimlerden biri. Bu rolü, onun Batı ile Rusya arasındaki en hassas diplomasi kanallarında nasıl etkin bir aktör olduğunu gösteriyor. Grönland gibi Ukrayna krizinden bağımsız görünen bir konuda böylesine pervasız bir açıklama yapması, Moskova’nın Batı ile olan tüm temas hatlarını aynı anda kullanarak genel bir baskı ve mesaj stratejisi izlediğine işaret ediyor olabilir.
Grönland, iklim değişikliğiyle eriyen buzullarının ardından ortaya çıkan yeni deniz yolları, muazzam nadir toprak elementleri ve hidrokarbon rezervleri nedeniyle son yıllarda ABD, Rusya ve Çin arasında artan bir rekabet alanına dönüşmüş durumda. ABD, 2020’de Grönland’da bir konsolosluk yeniden açmış ve adaya yönelik stratejik ilgisini artırmıştı. Avrupa ülkelerinin bu askeri dayanışma hareketi, bu rekabette “Avrupa çıkarının da gözetilmesi gerektiği” yönünde bir sinyal olarak yorumlanıyor.
Sonuç olarak, Kuzey Kutbu’nun soğuk sularında yaşanan bu gelişme, küresel güç dengelerindeki kırılganlığı bir kez daha gözler önüne seriyor. Donald Trump’ın ekonomik tehditleri, Rusya’nın sert diplomatik uyarıları ve Avrupa’nın sembolik askeri hamlesi, geleneksel ittifak dinamiklerini zorluyor. Kirill Dmitriev’in “Babacığınızı provoke etmeyin” uyarısı, sadece Grönland’a gönderilen 13 askerle ilgili değil; aynı zamanda Avrupa’nın, ABD ile olan ilişkilerinde ve Rusya’ya karşı izleyeceği stratejide dikkatli olması gerektiğine dair Moskova’dan gelen daha geniş ve metaforik bir mesaj olarak okunuyor. Önümüzdeki günlerde, hem 1 Haziran’daki gümrük artışı kararı hem de Grönland’daki askeri varlığın akıbeti, transatlantik ilişkilerin ve Kuzey Kutbu’ndaki güç mücadelesinin seyrini belirleyecek kritik dönüm noktaları olacak.