İran’da sular duruldu mu? 3 hafta sonra ilk olaysız gün






İran’da Protestolar: 5 Bin Can, 24 Bin Gözaltı ve Uluslararası Bir Krizin Anatomisi


İran’da Protestolar: 5 Bin Can, 24 Bin Gözaltı ve Uluslararası Bir Krizin Anatomisi

Üç haftalık kan, ateş ve sessizliğin ardından sokaklar sakinleşirken, geride derin yaralar ve cevaplanmamış sorular bıraktı.

28 Aralık 2024’te başlayan ve hızla ülke geneline yayılan rejim karşıtı protesto dalgası, İran tarihinin en kanlı sivil huzursuzluklarından biri olarak kayıtlara geçti. Yaklaşık üç hafta boyunca süren çatışmalar, gözaltılar ve ölümlerin ardından, 17 Ocak 2025 itibariyle sokaklar ilk kez sakin bir görüntüye büründü. Ancak bu sükunet, güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle sağlanan bir kontrolün ve uluslararası arenada tırmanan gerilimin gölgesinde kaldı.

KRİTİK TARİHLER: 28 Aralık 2024 (Protestolar Başladı) → 8 Ocak 2025 (İnternet Kesintisi) → 12 Ocak 2025 (“Kontrol Altında” Açıklaması) → 17 Ocak 2025 (İlk Sakin Gün) → 18 Ocak 2025 (Lider Hamaney’den Açıklama)

Protestoların başlangıcından itibaren, Tahran yönetimi olayları sıklıkla “İran’ın düşmanları tarafından organize edilen kargaşalar” olarak nitelendirdi. Ancak, gösterilerin boyutu ve yayılma hızı, rejimin beklentilerini aştı. Güvenlik güçlerinin müdahalesi giderek şiddetlendi ve uluslararası insan hakları örgütleri, orantısız güç kullanımına dair çok sayıda rapor yayınladı.

En çarpıcı ve tartışmalı veri, hayatını kaybedenlerin sayısı oldu. Farklı kaynaklar farklı rakamlar açıklarken, gerçek sayı üzerinde bir sis perdesi oluştu. ABD merkezli insan hakları izleme grubu HRANA, 18 Ocak itibariyle ölü sayısını 3 bin 308 olarak duyurdu. Ancak, Reuters haber ajansının bir İranlı yetkiliye dayandırdığı haberde, bu rakamın çok daha üzerinde bir bilanço ortaya çıktı. Söz konusu yetkili, en az 5 bin kişinin hayatını kaybettiğini ve bu sayının en az 500’ünün güvenlik güçlerinden olduğunu ifade etti. Bu, resmi olmayan kaynaklardan gelen en yüksek rakamdı.

Ölümlerle ilgili tartışmalar sürerken, bir dönüm noktası yaşandı. İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, ilk kez açıkça “binlerce kişinin öldüğünü” kabul etti. 18 Ocak’ta yaptığı konuşmada, ölümlerden ABD’yi sorumlu tutan Hamaney, “İsrail ve ABD bağlantılılar büyük hasarlar verdi ve binlerce kişiyi öldürdü” ifadelerini kullandı. Ölenlerden bazılarının “insanlık dışı, vahşi şekilde” öldüklerini söyleyerek, suçu dış güçlere attı. Hamaney, “ABD başkanını, İran ulusuna verdiği zararlar, kayıplar ve iftiralar nedeniyle suçlu olarak görüyoruz” diyerek, krizin uluslararası boyutuna işaret etti.

“İran hükümetinin dün gerçekleşmesi beklenen 800’den fazla idamın tamamını iptal etmiş olmasına büyük saygı duyuyorum.”
— ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya açıklaması.

Krizin bir diğer boyutu, en az 24 bin kişinin gözaltına alındığına dair iddialar oldu. Bu kitlesel gözaltılar, protestoların bastırılmasında sistematik bir yaklaşım olduğunu gösterdi. Gözaltına alınanların akıbeti ve yargılanma süreçleri ise belirsizliğini koruyor.

Olayların seyrini değiştiren en önemli faktörlerden biri, 8 Ocak’tan itibaren ülkede yaşanan büyük ölçekli internet kesintisi oldu. Bilgi akışının neredeyse tamamen durması, hem protestocuların organize olmasını zorlaştırdı hem de dünyaya yaşananların doğru şekilde yansıtılmasını engelledi. İnternet kesintisinin ardından, 12 Ocak’ta Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “her şey kontrol altında” açıklaması, rejimin duruma hakim olduğu mesajını vermeyi amaçlıyordu.

Ancak, kriz sadece İran’ın iç meselesi olarak kalmadı. ABD Başkanı Donald Trump’ın doğrudan müdahil olması, gerilimi bölgesel ve küresel bir seviyeye taşıdı. Trump, protestoculara açık destek vererek “protestoya devam edin” çağrısı yaptı ve Tahran yönetimine, “protestocuları öldürürlerse” ABD’nin müdahale edeceği tehdidinde bulundu. Bu açıklamalara İran’dan, bölgedeki ABD askeri üslerini vurmakla karşılık verilebileceği sinyali geldi. İsrail de teyakkuz durumuna geçtiğini açıklayarak bölgedeki gerginliğin tırmanmasına tanık oldu.

Kritik bir gerilim noktası da idam cezaları oldu. İran’ın bazı göstericileri idam edebileceği yönündeki haberler üzerine, Trump Tahran yönetimine idam cezalarına son vermesi çağrısında bulundu. Ardından gelen idamların olmayacağına dair haberlerle gerilim azalmaya başladı. Trump, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, İran yönetimine “800’den fazla idamın tamamını iptal etmiş olmasından dolayı” teşekkür etti. Bu adım, uluslararası arenadaki sıcak çatışma ihtimalini belirgin şekilde düşürdü.

Sonuç olarak, İran’da üç hafta süren protesto hareketi, güvenlik güçlerinin sokak hakimiyetini ele alması ve olası kitlesel idamların önüne geçilmesiyle şimdilik sönümlenmiş görünüyor. Ancak, geride bıraktığı bilanço ağırdır: Binlerce kayıp, on binlerce gözaltı, derin bir toplumsal travma ve İran ile Batı arasında bir kez daha gerilen ilişkiler. 17 Ocak’taki sükunet, kalıcı bir barışın değil, şiddetle sağlanan geçici bir duraklamanın işareti olarak yorumlanıyor. İran rejimi, içerideki meşruiyet sorununu ve ekonomik sıkıntıları çözmedikçe, bu tür protesto dalgalarının gelecekte yeniden ortaya çıkma ihtimali oldukça yüksek. Dünya ise, bir sonraki kriz patlak verene kadar, bu kanlı üç haftanın hesabını sormaya devam edecek.

Kaynak: Çeşitli haber ajansları ve insan hakları örgütlerinin raporlarından derlenmiştir.


Benzer Haberler

Rakka’nın Tabka ilçesinde terör örgütü YPG/SDG’nin kullandığı hapishane görüntülendi

admin

Rusya’dan AB’ye çağrı “Babacığınızı kızdırmayın”

admin

Gazze Barış Kurulu. Trump 1’er milyar dolar istiyor

admin

Bir Yorum Bırakın

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul Ediyorum Tıklayınız

Gizlilik İlkeleri