Başka kim Nobel Ödülü’nü hediye olarak verdi?






Nobel Madalyalarının Sıra Dışı Yolculukları: Hediye Edilen, Bağışlanan ve Satılan Ödüller

Nobel Madalyalarının Sıra Dışı Yolculukları: Hediye Edilen, Bağışlanan ve Satılan Ödüller

Nobel Ödülleri, dünyanın en prestijli akademik ve kültürel takdirleri arasında yer alır. Alfred Nobel’in vasiyetiyle kurulan bu ödüller, fizik, kimya, tıp, edebiyat, barış ve ekonomi alanlarında insanlığa olağanüstü hizmet sunan isimlere verilir. Resmi olarak, Nobel Enstitüsü ödülün kazanan kişiye ait olduğunu ve başkasına devredilemeyeceğini belirtir. Ancak tarih, bu altın madalyaların ve nişanların, sahiplerinin kişisel tercihleri, inançları veya vicdani kararları doğrultusunda beklenmedik yolculuklara çıktığına tanıklık etmiştir. Madalyalar bazen bir siyasi bağlılığın sembolü, bazen bir minnet borcunun timsali, bazen de bir insani yardım kampanyasının finansmanı olmuştur.

Karanlık Bir Hediye: Knut Hamsun ve Joseph Goebbels

Nobel madalyasını bir başkasına hediye eden ilk ve belki de en tartışmalı isim, Norveçli yazar Knut Hamsun‘dur. 1920 yılında, özellikle Açlık romanıyla edebiyat dünyasında derin izler bırakan Hamsun, Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi olmuştu. Ancak Hamsun, edebi dehasının yanı sıra, sert bir şekilde eleştirilen ırkçı ve faşizm yanlısı siyasi görüşleriyle de biliniyordu.

Almanya’da Adolf Hitler liderliğindeki Nazi Partisi’nin iktidara gelmesini coşkuyla karşılayan Hamsun, bu rejime açık sempati besledi. Bu bağlılığını somutlaştırmak isteyen yazar, 1943 yılında, İkinci Dünya Savaşı’nın en karanlık günlerinde, sahip olduğu en değerli sembolü -Nobel madalyasını- Nazi Almanyası’nın ünlü propaganda bakanı Joseph Goebbels‘e bir hediye olarak takdim etti. Bu jest, sadece kişisel bir hayranlığın ötesinde, rejime verilen entelektüel bir onay anlamı taşıyordu.

Hamsun’un Nazi bağlılığı, Hitler’in intiharının ardından yazdığı methiye ile devam etti. Savaşın sona ermesiyle birlikte Norveç’te büyük bir tepki ve nefretle karşılaşan yazar, vatana ihanet suçlamalarıyla yüzleşti. Yaşlılığında, psikiyatrik değerlendirme için bir hastaneye kaldırılan Hamsun, tarihe hem edebiyatın zirvesindeki bir dahi, hem de karanlık ideolojilere kendini kaptırmış tartışmalı bir figür olarak geçti. Onun Nobel madalyası, sanat ile siyasetin, deha ile kör inancın kesiştiği trajik bir hikayenin sessiz tanığı oldu.

Minnet ve Aidiyetin Sembolü: Aziz Sancar ve Anıtkabir

Nobel madalyalarının yolculuğundaki bir diğer durak, tamamen farklı, ulusal bir gurur ve derin bir minnet duygusuyla şekillendi. 2016 yılında Nobel Kimya Ödülü‘nü kazanan Türk profesör Aziz Sancar, bilim dünyasında büyük bir sevinç yarattı. Ancak Sancar için bu ödül, sadece kişisel bir başarı değildi.

Ödülünü aldıktan sonra yaptığı açıklamada, kendisini bu zirveye taşıyanın, Atatürk’ün ve Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçekleştirdiği eğitim devrimi olduğunu vurguladı. Bu düşünceyle, Nobel madalyasını ve sertifikasını, bu devrimin mimarı olan Mustafa Kemal Atatürk’ü ve kurduğu cumhuriyeti temsil eden en yüce mekana, Anıtkabir Müzesi‘ne takdim etti. Sancar’ın bu jesti, ödülü kişisel mülkiyetinden çıkarıp ulusal bir miras ve kolektif bir başarı sembolü haline getirdi. Bu, bir bilim insanının, yetişmesine olanak sağlayan topluma ve onun kurucu değerlerine duyduğu derin bağlılığın ve şükranın somut ifadesiydi.

İnsani Yardım İçin Satılan Bir Ödül: Dmitry Muratov

Nobel madalyalarının kaderi, bazen acil insani ihtiyaçlar karşısında değişebiliyor. 2021 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen Rus gazeteci Dmitry Muratov, bağımsız gazetesi Novaya Gazeta aracılığıyla ifade özgürlüğü için verdiği mücadeleyle tanınıyordu. Muratov, 2022 yılında, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından yaşanan büyük insani krize kayıtsız kalmadı.

Elde ettiği Nobel Barış Ödülü madalyasını, açık artırmayla 103.5 milyon dolar gibi rekor bir fiyata sattı. Elde edilen tüm geliri, doğrudan UNICEF’in Ukraynalı mülteci çocuklara yönelik yardım fonuna bağışladı. Muratov’un bu hareketi, barış ödülünü sadece bir nişan olmaktan çıkarıp, fiili bir barış ve yardım aracına dönüştürdü. Madalya, bir gazetecinin sadece haber yaparak değil, eyleme geçerek de insanlığa hizmet edebileceğinin çarpıcı bir kanıtı oldu.

Kurumsal Mirasa Bir Armağan: Kofi Annan ve BM

Nobel madalyalarını kurumsal bir mirasın parçası haline getirme geleneği de bulunuyor. 2001 yılında, Birleşmiş Milletler ve o dönemki Genel Sekreteri Kofi Annan, Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştü. Ödül, BM’ye ve Annan’a, “daha iyi organize ve daha barışçıl bir dünya için çalışmaları” nedeniyle verilmişti.

2024 yılında, merhum Genel Sekreter’in ailesi, onun anısını ve mirasını yaşatmak adına anlamlı bir karar aldı. Kofi Annan’ın Nobel Barış Ödülü madalyası, sertifikası ve diğer nişanları, Birleşmiş Milletler’in Cenevre Ofisi’ne (UNOG) kalıcı olarak bağışlandı. Bu bağışla ödül, artık sadece bir kişiye ait bir onur olmaktan çıkıp, uluslararası barış ve diplomasi için çalışan bu küresel kurumun kolektif tarihinin ve başarısının bir parçası haline geldi. Madalya, Cenevre’deki BM Sarayı’nda sergilenerek, dünya barışı ideali uğruna verilen mücadelenin sembolü olmaya devam ediyor.

Bu hikayeler, Nobel madalyasının, verildiği andan itibaren statik bir nesne olmadığını gösteriyor. Knut Hamsun‘un karanlık siyasi bağlılığı, Aziz Sancar‘ın köklerine duyduğu minnet, Dmitry Muratov‘un acil insani yardım çağrısı ve Kofi Annan‘ın kurumsal mirasa bıraktığı armağan… Her biri, bu altın diskin, sahibinin değerleri, inançları ve vicdanı doğrultusunda yepyeni anlamlar kazanabileceğinin kanıtı. Nobel Enstitüsü’nün kuralları madalyayı kişiye bağlasa da, tarih, onun insan ruhunun ve tarihin akışının karmaşık dokusunda nasıl ilerleyebileceğine dair sıra dışı örneklerle dolu.


Benzer Haberler

Rakka’nın Tabka ilçesinde terör örgütü YPG/SDG’nin kullandığı hapishane görüntülendi

admin

Rusya’dan AB’ye çağrı “Babacığınızı kızdırmayın”

admin

İran’da sular duruldu mu? 3 hafta sonra ilk olaysız gün

admin

Bir Yorum Bırakın

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul Ediyorum Tıklayınız

Gizlilik İlkeleri