Bahreyn, ABD’nin Davetiyle Gazze Barış Sürecinin Kritik Kurulunda Yer Alacak
Planın İkinci Aşaması: Geçici Yönetim, Silahsızlanma ve Yeniden İnşa
Trump yönetiminin 29 Eylül 2025’te açıkladığı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 17 Kasım 2025’teki kararıyla desteklediği “Gazze İhtilafını Sona Erdirmek için Kapsamlı Plan“, artık teoriden uygulama sahasına adım atıyor. Planın ilk aşamasını oluşturan kalıcı ateşkesin tesis edilmesinin ardından, şimdi gözler çok daha zorlu bir süreci kapsayan ikinci aşamaya çevrildi. Bu aşamanın temel taşları; Gazze’de geçici bir yönetim mekanizmasının kurulması, bölgenin kapsamlı bir şekilde silahsızlandırılması ve fiziksel, sosyal ve ekonomik anlamda yeniden inşası olarak öne çıkıyor.
Üç Ayaklı Yeni Yapı: Barış Kurulu ve Görev Dağılımı
İkinci aşamanın omurgasını, birbirini tamamlayan üç ana organdan oluşan yeni bir yapılanma oluşturuyor. Bu kapsamlı sistem, barışın sürdürülmesinden günlük yaşamın idaresine kadar geniş bir yelpazede sorumluluk üstlenecek.
1. Barış Kurulu (Peace Council): Sürecin en üst düzey politik ve koordinasyon organı. Başkanlığını bizzat ABD Başkanı Donald Trump’ın yürüteceği bu kurul, Gazze’nin yeniden imarı ve nihai güvenliğinden birinci derecede sorumlu olacak. Trump, daha önce Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı kurucu üye olarak davet etmişti. Bahreyn’in katılım daveti alması da bu kurulun üye profilini genişletme ve bölgesel katılımı artırma stratejisinin bir parçası.
2. Barış Kurulu Yönetim Kurulu (Peace Council Board of Directors): Barış Kurulu’nun aldığı kararları uygulamaya koyacak ve operasyonel süreçleri yönetecek icra organı.
3. Gazze Yönetim Kurulu (Gaza Administration Board) / Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi: Sürecin sahada yürütülen, en somut ve halka dokunan ayağı. Kamuoyunda daha çok bu isimle anılan kurul, Filistin Yönetimi’nin eski Planlama Bakan Yardımcısı Dr. Ali Şaat başkanlığında 15 teknokrat isimden oluşuyor.
Dr. Ali Şaat ve Teknokratlar Ekibinin Zorlu Görevi
Gazze Yönetim Kurulu’nun başkanı Dr. Ali Şaat, yaptığı açıklamalarda, ekibiyle birlikte çalışmalara Mısır’ın başkenti Kahire’de başladıklarını ve kısa süre içinde Gazze’ye geçerek acil yardım planını hayata geçireceklerini duyurdu. Şaat’ın önündeki görevler oldukça ağır ve çok yönlü: Su, elektrik, sağlık ve eğitim gibi temel kamu hizmetlerinin en kısa sürede yeniden tesis edilmesi, sivil toplum kurumlarının ve devlet mekanizmasının enkaz altından çıkarılıp yeniden inşa edilmesi ve Gazze’deki günlük yaşamın bir an önce istikrara kavuşturulması. Ayrıca Şaat’ın ekibi, kalıcı ve sürdürülebilir bir uzun vadeli yönetim modelinin temellerini atacak çalışmaları da yürütecek.
Uluslararası İstikrar Gücü: 2027’ye Kadar Gazze’nin Güvenliğinden Sorumlu
Planın en dikkat çeken unsurlarından biri de güvenlik boyutu. İkinci aşama kapsamında, Gazze’nin güvenliği tamamen “Uluslararası İstikrar Gücü”ne (International Stability Force) devredilecek. En az üç ülkenin askeri birliklerinden oluşması planlanan bu gücün, bölgede 2027 yılına kadar görev yapması öngörülüyor. Bu süre, geçici yönetimin yerini kalıcı bir yapıya bırakabilmesi ve Gazze’nin yeniden inşasının kritik dönemini kapsayacak şekilde tasarlandı. Gücün hangi ülkelerden oluşacağı ve mandasının detayları ise henüz netlik kazanmış değil.
Bölgesel ve Uluslararası Destek Arayışı
ABD yönetiminin Bahreyn’e yönelik daveti, plana bölgesel meşruiyet ve destek kazandırma çabasının açık bir göstergesi. Bahreyn, 2020’de İsrail ile ilişkileri normalleştiren Abraham Anlaşmaları’na taraf olmuştu. Ülkenin Barış Kurulu’na davet edilmesi, benzer normalleşme sürecindeki diğer Arap ülkelerinin de sürece dahil edilmesi yönünde bir sinyal olarak yorumlanıyor. Ayrıca, Türkiye’nin kurucu üye olarak davet edilmesi de bölgedeki denklemde Ankara’ya önemli bir rol biçildiğine işaret ediyor.
BMGK’nın planı onaylayan kararı, sürece uluslararası hukuki bir çerçeve sağlamış olsa da, sahada karşılaşılacak engeller büyük. Hamas’ın ve diğer Filistinli fraksiyonların bu yapılanmaya nasıl tepki vereceği, İsrail’in silahsızlandırma sürecinde ne kadar ileri gideceği ve Gazze halkının kendileri adına kurulan bu teknokrat yönetimi ne ölçüde benimseyeceği, planın önündeki en büyük belirsizlikler olarak duruyor.
Sonuç olarak, Bahreyn’in davet edilmesi, Gazze için öngörülen barış ve yeniden yapılanma planının artık somut adımlar atmaya başladığının en net kanıtı. Ancak, kağıt üzerinde tanımlanan bu karmaşık ve çok katmanlı yapının, yıllar süren çatışma, yıkım ve derin güvensizliğin hüküm sürdüğü bir bölgede hayata geçirilip geçirilemeyeceği, önümüzdeki dönemin en çok izlenecek siyasi maceralarından biri olacak.